
Avni ALAYBEYOGLU
ÖNYARGILARIMIZ
Bir ideolojik fikri ya da bakış açısını koşulsuz desteklemek anlamındaki önyargı; aynı zamanda taraf tutma biçimidirde . Buna eskiden peşin hüküm denilirdi. Önyargıları kırmanın atomu parçalamaktan daha zor olduğunu söyleyenler çoktur.
Bizler kendi önyargılarımızı göremez, onları bilgi olarak algılarız hatta çoğu kez sorgulanamaz doğrular olarak yaşarız. Bizim bilgi diye yaşadığımız ya da söylediğimiz o şeylere başkaları önyargı diyebilir. Belki biraz antipatimizin, korkumuzun, öfkemizin veya utancımızın farkında olabiliriz. Ama bu farkındalılık karşı tarafa bakarak şekillenir. İşte başkalarının bu demelerine kulak kabartıp bilgi dediğimiz o şeyi sorgulayabildiğimizde, önyargımızı anlamış ve onu aşmışız demektir.
Sahip olduğunuz tek araç çekiç ise her şeyi çivi olarak görmeye başlarsınız diyen Maslow; önyargıyı önyargı sahibi olan kişinin tek çıkışı olarak görmesi biçiminden vurgular.
Bazan gerçekler o kadar nettir, o kadar gözümüze girer ki, ancak biz daha önyargımızı aşamadığımızdan o gerçekleri görememişiz ve fırsatı kaçırmışızdır. Öğrencinin okul veya öğretmen hakkındaki önyargısı okuldan ve öğretmenden yararlanmasını güçleştirir. Öğretmen ne kadar güzel ve faydalı bilgiler verse de, ön yargılı olan öğrenciler öğretmenden yararlanamayacaktır. Doğrusu şu ki; hepimizin siyasete karşı, dine karşı, eski ve yeni nesillere karşı hatta tanıdığımızı zannetttiklerimize karşı bile biraz ön yargımız vardır. Kimilerine bu önyargılarımızla yalancı, kimileri için dediğini yap gittiği yoldan gitme, kimilerine geri kafalı, kimilerine bundan adam olmaz deyişimiz hep önyargılarımızdan değil midir? Hiç onları dinleme ve anlama zahmetine girmeyi denedik mi?
Hayatta tek doğru sizin bildiğiniz olmayabilir. Ötekilerininde bilgilerinin doğruluk payını göz ardı edenler ; gözlerine at gözlüğü takıp hayata öyle bakıyorlardır. Anlamanın ve anlaşılmanın tek yolu iletişim ve diyalog. Doğrularımızı empoze etme gayretimiz kadar, başkalarının da doğruluk haklarını verme gayreti…
Diyalogda önyargılı değilim demek yanlış yoldur. Asıl olan ötekinin görüşlerini dinleyebilmek ve o dinlemede kendini bulabilmektir. Her dinlediğimiz hikayede,okuduğumuz romanda, izlediğimiz filmde biraz bizden parçalar var ise müsaade edelimde güzel üretim ve başarılarımızda da başkaları olsun. Buna Bizdeki ötekiler demek istiyorum. Önyargılı olup olmadığımızı başkalarından dinleyebilme yetisini kazandığımızda kendimizi tanımış ve aşmışız demektir. Bunun içinse önce duymayı istemek ve işitilecekleri kabullenmenin olgunluğu gerek. Bu durumdaki kişilerin özgüveni çok kibrinin de yok olduğunu çok yakinen gözlemleyebilirsiniz. Ama bunlarda sipariş edilip kargodan alınmıyorki.
Avni ALAYBEYOĞLU
a.alaybeyoglu@hotmail.com